Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Ticaret ve Çevre Komitesi tarafından organize edilen Ticaret ve Çevre Haftası, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve küresel ticaret konularının ele alınacağı önemli bir uluslararası buluşma niteliği taşıyor.
Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Ticaret ve Çevre Komitesi tarafından organize edilen Ticaret ve Çevre Haftası, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve küresel ticaret konularının ele alınacağı önemli bir uluslararası buluşma niteliği taşıyor.
Avrupa’nın iklim göstergeleri artık yalnızca geleceğe ilişkin senaryoları değil, yaşanan dönüşümün somut sonuçlarını da ortaya koyuyor. 2025 yılına ilişkin veriler; sıcaklık artışlarından buzul kayıplarına, orman yangınlarından enerji dönüşümüne kadar pek çok alanda dikkat çekici gelişmelere işaret ediyor.
Özellikle iklim değişikliği, enerji dönüşümü, su kaynakları, biyoçeşitlilik ve doğal sistemler arasındaki ilişki daha görünür hale geliyor.
2025 yılında Avrupa’nın en az %95’inde yıllık ortalama sıcaklıklar ortalamanın üzerinde seyretti. Kuzey Kutbu’na yakın Fennoskandiya bölgesi ise üç hafta süren rekor bir sıcak hava dalgasından etkilendi; Kuzey Kutup Dairesi yakınlarında ve içinde sıcaklıklar 30°C’yi aştı. Kuzey coğrafyalarında görülen bu seviyedeki sıcaklıklar, iklim sistemindeki değişimin boyutunu ortaya koyan önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Buzullar ve kar örtüsü açısından da dikkat çekici kayıplar yaşandı. Avrupa’nın tüm bölgelerindeki buzullarda net kütle kaybı meydana gelirken, İzlanda kayıtlara geçen en büyük ikinci buzul kaybını yaşadı. Kar örtüsü ortalamanın %31 altında kaldı. Grönland Buz Örtüsü ise 139 gigaton (139 milyar ton) buz kaybetti.
Deniz
ekosistemleri açısından da 2025 yılı dikkat çekici bir yıl oldu. Avrupa
bölgesinde yıllık deniz yüzeyi sıcaklığı rekor seviyeye ulaştı ve bölgenin
%86’sı en az “şiddetli” düzeyde deniz ısı dalgaları yaşadı. Deniz
sıcaklıklarındaki artış; deniz ekosistemleri, balıkçılık faaliyetleri ve kıyı
sistemleri açısından önemli risk alanlarını gündeme taşımaya devam ediyor.
Enerji dönüşümü açısından ise dikkat çekici bir gelişme yaşandı. 2025 yılında Avrupa’nın elektriğinin neredeyse yarısı (%46,4) yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. Özellikle güneş enerjisinin katkı oranı %12,5 ile yeni bir rekor seviyeye ulaştı. Bu durum, enerji dönüşümünün Avrupa enerji sistemi içerisindeki ağırlığının giderek arttığını gösteriyor.
Bu kapsamda, 30 Nisan tarihinde düzenlenen üst düzey diyalog toplantısında; Tek Pazar’ın döngüsel ekonomi için nasıl daha etkin hale getirilebileceği, AB’nin ekonomik güvenliği ve dayanıklılığı açısından atıklardan kritik hammaddelerin geri kazanımı ve ikincil hammaddeler için daha güçlü bir pazarın nasıl oluşturulabileceği konuları ele alınmıştır.
Bu sürece paralel olarak, Döngüsel Ekonomi Yasası kapsamında son paydaş çalıştayının da gerçekleştirildiği bilgisi paylaşılmıştır.
Dünya Ekonomik Forumu Küresel Riskler Raporu 2026, Küresel Risk Algısı Anketi’nin bulgularını ortaya koyarak, giderek artan küresel belirsizlik ortamında çok taraflı diyaloğun ve iş birliğinin önemini güçlü biçimde vurguluyor.
Rapor, önümüzdeki dönemde küresel sistemi şekillendirmesi beklenen başlıca risk alanlarını beş temel başlık altında değerlendiriyor:
Jeopolitik riskler
Makroekonomik riskler
Çevresel riskler
Toplumsal riskler
Teknolojik riskler
Raporun birinci bölümü, dünya genelinde 1.300’ün üzerinde uzmanın katkısıyla gerçekleştirilen Küresel Risk Algısı Anketi’nin (GRPS) bulgularını sunarken; ikinci bölüm, seçilen altı tema çerçevesinde risklerin etkilerini ve aralarındaki karşılıklı bağlantıları derinlemesine analiz etmektedir. Bu çerçevede rapor, farklı zaman ufuklarında risk görünümünün nasıl değiştiğini karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktadır.
Raporda vurgulanan zorlukların; jeopolitik şoklardan hızlı teknolojik değişime, iklim istikrarsızlığından toplumsal gerilimlere ve ekonomik risklere kadar uzanan geniş bir alanı kapsadığı belirtilmektedir. Bu zorlukların, hem karşı karşıya olunan potansiyel tehlikelerin ölçeğini ortaya koyduğu hem de bundan sonraki sürecin nasıl şekilleneceğine ilişkin ortak sorumluluğu görünür kıldığı ifade edilmektedir.
Raporda ayrıca, kuantum teknolojilerindeki hızlı
ilerlemenin; iklim ve hava durumu modellemelerinin doğruluk ve hızının
artırılmasından yeni ilaçların keşfine kadar uzanan alanlarda, toplumlar ve
ekonomiler açısından önemli fırsatlar sunma potansiyeline sahip olduğu
değerlendirilmektedir.
Anlaşma, kapsamında yer alan Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma bölümü; işçi haklarının korunması, kadınların güçlendirilmesi, ticaretle bağlantılı çevre ve iklim konularında diyalog ve iş birliği için bir platform oluşturulması ve taahhütlerin etkin biçimde uygulanmasının güvence altına alınması gibi unsurları içeriyor.
Bu başlıklar, sürdürülebilirlik boyutunun anlaşmanın yapısal bir bileşeni olarak tasarlandığını gösteriyor.
Bu yaklaşım, ticaret politikalarının artık yalnızca gümrük tarifeleri veya pazar erişimiyle sınırlı olmadığını; sosyal ve çevresel boyutları da içeren bir yönetişim aracına dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor.
AB – Hindistan İklim Eylemi Platformu: 500 Milyon Avroluk Destek
Taraflar ayrıca iklim eylemi alanında iş birliğini derinleştirmek amacıyla bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzalamayı planlıyor. Bu kapsamda kurulacak olan AB–Hindistan İklim Platformu, 2026 yılının ilk yarısında faaliyete geçecek.
Platformun amacı:
Hindistan’ın sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarını desteklemek,
Uzun vadeli ve sürdürülebilir sanayi dönüşümünü hızlandırma çabalarına yardımcı olmak.
Dünya Ekonomik Forumu'ndan bir CEO Rehberi.
Bir zamanlar
niş bir alan olarak görülen Yeşil Ekonomi, dünya çapında endüstrileri, inovasyonu
ve yatırım akışlarını şekillendiren 5 trilyon dolarlık bir pazar. Son on
yılda, yalnızca teknoloji sektörünün gerisinde kalarak dünyanın en hızlı
büyüyen ikinci sektörü oldu. 2030 yılına kadar yıllık %6 oranında büyüyerek 7
trilyon doları aşması bekleniyor.
Enflasyon,
ticaret aksamaları ve jeopolitik gerilimler nedeniyle kamuoyunun dikkati başka
konulara kaymış olsa da, temel ivme yavaşlamadı. Teknoloji maliyetleri düşerken
ve talep artarken, iklim ve dayanıklılık yatırımları için iş gerekçesi her
zamankinden daha güçlü.
Şimdiye kadar,
emisyonları azaltmaya yönelik çözümler bu hızlı büyümeyi yönlendirdi ve ulaşım
ve mobilite segmentleri, 2024 yılına kadar toplam yeşil gelir artışının üçte
birini oluşturarak en büyük payı alıyor.
Ancak 2030
yılına gelindiğinde, karbon ve metan yönetimi, tarım ve arazi kullanımı,
döngüsel ekonomi ve atık yönetimi ile ilgili yenilikçi çözümler en hızlı
büyümeyi gösterecek (yıllık %10'un üzerinde).
🌈 Yeşil Mutabakat ve
Döngüsel Ekonomi “Üret–Sat–At Dönemi Bitti: Döngüsel Ekonomi Mantığı”
💚 Yeşil Dönüşümde Gençler
ve Girişimler “Risk Mi, Fırsat Mı? Gençler ve Girişimciler İçin Yeşil
Dönüşüm
Önceki Programlar
Dünya genelinde borsada işlem gören 44 binden fazla şirket var ve bu şirketlerin toplam değeri 125 trilyon ABD doları seviyesinde. Bu şirketlerden kaçı çevresel ve sosyal etkileri konusunda açık, yani sürdürülebilirlik bilgilerini paylaşıyor?
2024–2025 verilerine göre, yaklaşık 12 900 şirket sürdürülebilirlikle ilgili en az bir tür açıklama yapmış durumda. Bir şirketin bu kapsama girmesi için mutlaka tam kapsamlı bir sürdürülebilirlik raporu yayımlaması gerekmiyor; aşağıdakilerden biri yeterli sayılıyor:
🌻Sürdürülebilirlik raporu yayımlamak
🌻Sürdürülebilirlik verilerini içeren entegre yıllık rapor hazırlamak
🌻Ölçülebilir veriler içeren bir kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) raporu sunmak
🌻Sera gazı emisyonlarına (Kapsam 1, 2 veya 3) ilişkin tam ya da kısmi veri açıklamak
Bu bilgi açıklamasını yapan şirketler, küresel piyasa değerinin %91’ini temsil ediyor.
İşte bu yüzden sürdürülebilirlik raporlarının bağımsız, yetkin ve nitelikli bir doğrulama hizmet sağlayıcısı tarafından incelenmesi hem yatırımcı güvenini artırıyor hem de şirketler arasında karşılaştırma yapmayı kolaylaştırıyor.
IAASB – Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu
IAASB, yani Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu, dünya genelinde denetim ve güvence uygulamalarına duyulan güveni artırmak için uluslararası standartlar oluşturan en yetkili kurum.
IAASB'nin ISSA 5000 Standardı Ne Sağlıyor?
✅Güvenilirlik ve Şeffaflık Artışı: Sürdürülebilirlik raporlarının güvenilirliğini artırmaya odaklanan ISSA 5000, yatırımcılar, düzenleyiciler ve paydaşlar arasında doğrulanmış sürdürülebilirlik bilgilerine yönelik artan ihtiyacı ele alıyor.
Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) ve Sera Gazı Protokolü (GHG Protokolü) mevcut sera gazı (GHG) standartları portföylerini uyumlu hale getirmek ve GHG emisyonlarının muhasebeleştirilmesi ve raporlanması için yeni standartlar geliştirmek üzere ortaklık yapacaklarını duyurdu. Bu kapsamda ISO ve GHG Protokolü, önde gelen GHG
standartlarını uyumlu, ortak markalı uluslararası standartlar haline getirecek.
Bu standartlar arasında ISO 1406X standart ailesinden standartlar ile GHG
Protokolü Kurumsal Muhasebe ve Raporlama, Kapsam 2 ve Kapsam 3 standartları yer alıyor.
Şimdiye kadar, sera gazı standartları farklı kapsamlar ve
doğrulama kılavuzlarıyla ayrı ayrı geliştirildi. Duyurulan yeni ISO-GHG
Protokolü ortaklığı, entegrasyon ve ortak geliştirmeye doğru köklü bir değişimi
temsil ederek, kullanıcıların tutarlı bir çerçeveye güvenmesini ve piyasadaki
olası karışıklıkların azaltılmasını amaçlıyor.
Etkili iklim eyleminin önündeki engellerden birisinin de standartların ve politikaların parçalanmışlığı olarak ifade edilmektedir. Kurumsal, ürün ve proje
muhasebesini kapsayan ortak bir yaklaşım ve çift logolu standartlar portföyü
içeren bu yeni ortaklık, mevcut sera gazı standartları portföyünü uyumlu hale
getirerek ve gelecekteki ortak geliştirmeler için ortak bir platform sağlayarak
bu zorluğun üstesinden gelmeyi hedefliyor.
En dikkat çekici değişikliklerden biri, ithalatçı başına yılda 50 tona kadar olan ithalatların CBAM kurallarına tabi olmayacağı yeni bir asgari kütle eşiğinin getirilmesi. Bu düzenleme, önemsiz değerdeki malları muaf tutan mevcut eşik sisteminin yerine geçiyor. Böylece, az miktarda CBAM malı ithal eden ithalatçıların büyük çoğunluğu ki bu grubun yaklaşık %90’ını KOBİ’ler ve bireysel ithalatçılar oluşturuyor CBAM kapsamı dışında bırakılıyor.
Burada önemli olan nokta şu: Mekanizmanın arkasındaki iklim hedefi aynen korunuyor. Çünkü demir, çelik, alüminyum, çimento ve gübre ithalatından kaynaklanan toplam CO₂ emisyonlarının %99’u yine CBAM kapsamında olmaya devam edecek.
Ayrıca yapılan değişikliklerle birlikte, bu iklim hedefinin sekteye uğramaması için güvenceler getiriliyor. Bunun yanında, kuralların ihlal edilmesini önlemek amacıyla kötüye kullanım karşıtı hükümler de güçlendiriliyor.
Bu değişiklikler, küçük ithalatçıların üzerindeki yükü azaltırken, büyük ithalatçıların sorumluluğunu sürdürmesini sağlıyor.
https://cop30.br/en/action-agenda
Enerji, Sanayi ve Ulaşımın Dönüştürülmesi
Ormanlar, Okyanuslar ve Biyoçeşitliliğin Korunması
Tarım ve Gıda Sistemlerinin Dönüştürülmesi
Kentler, Altyapı ve Su için Dirençliliğin İnşası
İnsan ve Sosyal Kalkınmanın Desteklenmesi
Kesitsel Kolaylaştırıcılar ve Hızlandırıcılar