Eylül 06, 2026

ISO 9001:2026, Eylül 2026'da ISO 9001:2015'in Yerini Alıyor

ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, dünya genelinde 189 ülkede bir milyondan fazla sertifikaya ulaşan, en yaygın kullanılan kalite yönetim standardıdır.

Güçlü bir müşteri odaklılık ve sürekli iyileştirme dahil olmak üzere yedi kalite yönetim ilkesini tanımlayan ISO 9000 ailesi içinde ISO 9001, sertifikalandırılabilen tek standarttır (her ne kadar sertifikalandırma zorunlu olmasa da).

ISO 9001'in altıncı baskısı olan ISO 9001:2026'nın Eylül  ayının ikinci yarısında  yayımlanması planlanıyor. Yeni sürüm, 2015 baskısının temel yapısını korurken standardın günümüz iş dünyasının ihtiyaçlarına ve paydaş beklentilerine daha iyi cevap verebilmesini amaçlıyor. 

ISO'nun yayımladığı bilgi formunda yeni sürümde öne çıkan üç değişim özellikle dikkat çekiyor: 
  • Daha dengeli bir yaklaşım için riskler ve fırsatların net bir şekilde ayrılması,
  • Kalite kültürü, değerler ve etik davranışlara daha güçlü vurgu,
  • ISO'nun diğer yönetim sistemi standartlarıyla uyumun ve kullanım kolaylığının geliştirilmesi.

Ağustos 29, 2026

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) Yönetmeliği Yayımlandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı’nın hazırladığı 42 madde, 6 geçici madde ve 7 ekten oluşan  Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

Yönetmelik ile;

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin uygulanmasına ilişkin kuralların belirlendiği, 

Halihazırda yürürlükte bulunan 17.05.2014 tarihli ve 29003 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik” hükümleri ile tek bir mevzuat çatısı altında toplandığı,

Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi ile uyumlu biçimde izleme, raporlama, doğrulama ve piyasa işleyişine ilişkin hükümler entegre edilerek ulusal ve  uluslararası iklim yükümlülüklerinin yerine getirilmesini destekleyecek kurumsal ve düzenleyici altyapının oluşturulmasının hedeflendiği,

Ülkemizde kurulacak Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi aracılığıyla sera gazı emisyonlarının azaltımının teşvik edilmesi, düşük karbon üretim teknolojilerine geçişin hızlandırılması ve yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesinin amaçlandığı,

Sistemin kapsamı, emisyon üst limiti, sera gazı emisyon izni, tahsisatların dağıtımı, geçerliliği ve teslimi, piyasa esneklik mekanizmaları, piyasa istikrar rezervi, yükümlülükler mekanizması ile izleme, raporlama ve doğrulamaya ilişkin usul ve esasların düzenlendiği belirtilmektedir.

Kaynak: İklim Değişikliği Başkanlığı

Temmuz 23, 2026

Avrupa’nın Elektrifikasyon Gündemi ve Electrify Now Girişimi

Avrupa’nın ilk elektro-kıta olma hedefi ile küresel Electrify Now girişimi, enerji dönüşümünün yeni aşamasının temiz elektrik üretiminden ekonominin kapsamlı biçimde elektrikifasyonuna doğru ilerlediğini gösteriyor.

  • Avrupa Birliği’nde elektrik, bugün nihai enerji tüketiminin yalnızca yaklaşık %23’ünü karşılıyor. Avrupa Komisyonu, bu payın artırılmasını enerji dönüşümünün yanı sıra Avrupa’nın rekabet gücü ve enerji güvenliği açısından da temel bir öncelik olarak görüyor. 
  • Bu doğrultuda 2030 yılı için yüzde 35’lik bir referans değer belirlenirken, sanayi, ulaşım ve binalarda elektrik kullanımını hızlandırmayı amaçlayan Elektrifikasyon Eylem Planı açıklandı.
  • 2040 yılı için öngörülen yüzde 46’lık gösterge niteliğindeki elektrifikasyon hedefinin ise 2030 sonrası Enerji Birliği Paketi kapsamında değerlendirilmesi planlanıyor.  

  •   🌳Elektrifikasyona  Bakış Değişiyor, Elektrifikasyon artık yalnızca;
    fosil yakıt kullanımını azaltmanın, sera gazı emisyonlarını düşürmenin, iklim hedeflerine ulaşmanın bir aracı olarak ele alınmıyor. Aynı zamanda;
    • ithal enerji kaynaklarına bağımlılığı azaltan,
    • jeopolitik ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artıran,
    • enerji maliyetlerini daha öngörülebilir hale getiren,
    • sanayinin rekabet gücünü destekleyen
    • stratejik bir ekonomik dönüşüm aracı olarak görülüyor.
    Bu ihtiyaçtan hareketle Avrupa Komisyonu, Electrify Now girişimini 23 Haziran 2026 tarihinde Londra İklim Eylem Haftası kapsamında başlattı.
    Girişimin ilk katılımcıları arasında;

    • COP30 Dönem Başkanlığı’nı yürüten Brezilya,
    • COP31 Başkanlığı kapsamında Türkiye ve Avustralya, COP31 Başkanlığı tarafından ortaya konulan yeni küresel hedef, 2035 yılına kadar nihai enerji talebinin %35’inin elektrikle karşılanması.

    Haziran 09, 2026

    T-MED Yatırım Platformu Eylül Ayında Faaliyete Geçecek

    Avrupa Birliği, Akdeniz Paktı kapsamında Akdeniz bölgesinde yenilenebilir enerji ve temiz teknoloji yatırımlarını hızlandırmayı amaçlayan Akdeniz Ötesi Yenilenebilir Enerji ve Temiz Teknoloji İşbirliği Girişimi (T-MED)'i hayata geçiriyor.

    Girişim, yenilenebilir enerji, yeşil hidrojen, temiz teknoloji üretimi ve modern elektrik şebekelerinin geliştirilmesini destekleyerek daha entegre, sürdürülebilir ve birbirine bağlı bir Akdeniz enerji pazarı oluşturmayı hedefliyor.

    T-MED, 28 Kasım 2025 tarihinde Barselona'da başlatılan ve Avrupa Birliği'nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleriyle iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan Mediterranean Pact (Akdeniz Paktı) kapsamında geliştirilen öncü girişimlerden biri olarak öne çıkıyor. "Daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha entegre ekonomiler" vizyonu üzerine inşa edilen paktın enerji ayağını büyük ölçüde T-MED oluşturuyor.

    Bu kapsamda, Eylül ayında faaliyete geçecek olan T-MED Yatırım Platformu kuruluyor. Ekim 2026'ya kadar Avrupa Komisyonu, T-MED Yatırım Platformu'nun ilk operasyonel toplantısına başkanlık edecek.

    25 Milyar Avroluk Yatırım Hedefi

    T-MED kapsamında 2035 yılına kadar yaklaşık 25 milyar avroluk yatırımın harekete geçirilmesi hedefleniyor. Bu amaçla Avrupa Komisyonu, European Commission tarafından yönetilen European Fund for Sustainable Development Plus (EFSD+) kapsamında 5 milyar avroyu aşan garanti kapasitesi tahsis edildiğini duyurdu. Söz konusu mekanizmanın, yenilenebilir enerji ve temiz teknoloji alanlarında kamu ve özel sektör yatırımlarının önünü açması bekleniyor.

    Komisyon, özel yatırımcılar (ticari bankalar, varlık yöneticileri ve etki fonları gibi) için 15 Haziran'a kadar açık olan bir İlgi Beyanı Çağrısı ve proje geliştiricileri (projeler geliştiren şirketler gibi) için 15 Ağustos'a kadar açık olan bir İlgi Beyanı Çağrısı başlattı.

    T-MED Nasıl Uygulanacak?

    Mayıs 29, 2026

    1-5 Haziran 2026, Dünya Ticaret Örgütü Ticaret ve Çevre Haftası Gündemi

     


    Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Ticaret ve Çevre Komitesi tarafından organize edilen Ticaret ve Çevre Haftası,  iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve küresel ticaret konularının ele alınacağı önemli bir uluslararası buluşma niteliği taşıyor.

    Bu yıl 1–5 Haziran 2026 tarihleri arasında yedincisi gerçekleştirilecek haftada, WTO üyelerİ tarafından düzenlenecek 16 yan etkinlik yer alıyor.

    16 etkinlikten bazı başlıklar:

    🌻Sürdürülebilirlik için Tasarım: Küresel değer zincirlerinde ekotasarım ve dijital ürün pasaportları

    🌿Sınırlar Ötesinde Su: Ticaret, Üretim ve Sürdürülebilir Kalkınma

    🌱Karbon Muhasebesi, Standartlar ve Ticaret: Uluslararası İş Birliği Parçalanmayı Nasıl Azaltabilir ve Karbonsuzlaşmayı Nasıl Destekleyebilir?

    🌼Malların Ticaretiyle İlişkili Emisyon Ölçümlerinde Daha Fazla Şeffaflık ve Birlikte Çalışabilirliğe (Interoperability) Yönelik Pratik Adımlar

    🔍Çevresel Mal ve Hizmet Ticaretinin Teşvik Edilmesi ve Kolaylaştırılmasına Yönelik Yol Haritaları

    🌹COP31: Taahhütlerden Uygulamaya – Ticaret ve İklim Eylemi

    Mayıs 20, 2026

    2025 Verileri Ne Söylüyor? Avrupa’da İklim, Enerji ve Doğa

    Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) ve Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) raporu, en hızlı ısınan kıtada iklim değişikliğinin insanlar ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini vurguluyor.

    Avrupa’nın iklim göstergeleri artık yalnızca geleceğe ilişkin senaryoları değil, yaşanan dönüşümün somut sonuçlarını da ortaya koyuyor. 2025 yılına ilişkin veriler; sıcaklık artışlarından buzul kayıplarına, orman yangınlarından enerji dönüşümüne kadar pek çok alanda dikkat çekici gelişmelere işaret ediyor. 

    Özellikle iklim değişikliği, enerji dönüşümü, su kaynakları, biyoçeşitlilik ve doğal sistemler arasındaki ilişki daha görünür hale geliyor. 

    2025 yılında Avrupa’nın en az %95’inde yıllık ortalama sıcaklıklar ortalamanın üzerinde seyretti. Kuzey Kutbu’na yakın Fennoskandiya bölgesi ise üç hafta süren rekor bir sıcak hava dalgasından etkilendi; Kuzey Kutup Dairesi yakınlarında ve içinde sıcaklıklar 30°C’yi aştı. Kuzey coğrafyalarında görülen bu seviyedeki sıcaklıklar, iklim sistemindeki değişimin boyutunu ortaya koyan önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. 

    Buzullar ve kar örtüsü açısından da dikkat çekici kayıplar yaşandı. Avrupa’nın tüm bölgelerindeki buzullarda net kütle kaybı meydana gelirken, İzlanda kayıtlara geçen en büyük ikinci buzul kaybını yaşadı. Kar örtüsü ortalamanın %31 altında kaldı. Grönland Buz Örtüsü ise 139 gigaton (139 milyar ton) buz kaybetti. 

    Deniz ekosistemleri açısından da 2025 yılı dikkat çekici bir yıl oldu. Avrupa bölgesinde yıllık deniz yüzeyi sıcaklığı rekor seviyeye ulaştı ve bölgenin %86’sı en az “şiddetli” düzeyde deniz ısı dalgaları yaşadı. Deniz sıcaklıklarındaki artış; deniz ekosistemleri, balıkçılık faaliyetleri ve kıyı sistemleri açısından önemli risk alanlarını gündeme taşımaya devam ediyor.

    Enerji dönüşümü açısından ise dikkat çekici bir gelişme yaşandı. 2025 yılında Avrupa’nın elektriğinin neredeyse yarısı (%46,4) yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. Özellikle güneş enerjisinin katkı oranı %12,5 ile yeni bir rekor seviyeye ulaştı. Bu durum, enerji dönüşümünün Avrupa enerji sistemi içerisindeki ağırlığının giderek arttığını gösteriyor. 

    Mayıs 05, 2026

    ISO14001:2015 ile karşılaştrıldığında 2026 sürümünde neler değişti?


    Yapılan güncelleme,
    çevresel performansın yalnızca izlenen bir sonuç olmaktan çıkarılarak, iş stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmesini destekliyor. Amaç: “doküman” değil gerçek etki üretmek.


    Revize edilmiş standart; riskler, fırsatlar ve etkiler arasında daha güçlü bağ kuruyor ve:
    • karar alma süreçlerini destekliyor,
    • belirsizlik yönetimini güçlendiriyor.

    Nisan 30, 2026

    AB’nin Döngüsel Ekonomi ve Kritik Hammaddeler Politikası: 2030’a Doğru Yapısal Dönüşüm

    🌲AB’de döngüsel malzeme kullanım oranı 2024 yılı itibarıyla %12 seviyesinde olup, 2030 yılına kadar bu oranın %24’e çıkarılması hedefleniyor.
     

    Bu doğrultuda, 2026 yılında kabul edilmesi planlanan Döngüsel Ekonomi Yasası (Circular Economy Act) ile ikincil hammaddeler için bir Tek Pazar oluşturulması, yüksek kaliteli geri dönüştürülmüş malzemelerin arzının artırılması ve bu malzemelere yönelik talebin AB genelinde canlandırılması amaçlanmakta.

    Bu kapsamda, 30 Nisan tarihinde düzenlenen üst düzey diyalog toplantısında; Tek Pazar’ın döngüsel ekonomi için nasıl daha etkin hale getirilebileceği, AB’nin ekonomik güvenliği ve dayanıklılığı açısından atıklardan kritik hammaddelerin geri kazanımı ve ikincil hammaddeler için daha güçlü bir pazarın nasıl oluşturulabileceği konuları ele alınmıştır.

    Bu sürece paralel olarak, Döngüsel Ekonomi Yasası kapsamında son paydaş çalıştayının da gerçekleştirildiği bilgisi paylaşılmıştır.


    🔎AB, 2030 yılına kadar kritik hammaddelerinin en az %25’ini geri kazanmayı hedefliyor.

    Bu doğrultuda, Kritik Hammaddeler Yasası (Critical Raw Materials Act) kapsamında, Birliğin geri dönüşüm kapasitesinin stratejik hammaddelere yönelik yıllık tüketimin en az %25’ini karşılayabilecek düzeye ulaşması ve atıklardan her bir stratejik hammadde için geri kazanım miktarlarının önemli ölçüde artırılması öngörülmekte.

    Ayrıca, AB ve ABD, kritik mineraller konusunda stratejik bir ortaklığa ilişkin bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı ve AB-ABD Kritik Mineraller Eylem Planı üzerinde anlaştı. 

    Bu girişimler, AB'nin kritik hammaddeler konusunda işbirliğini derinleştirme taahhüdünü yansıtıyor.

    Diğer taraftan, kritik hammaddelerde  ihracat kısıtlamaları  artıyor. Kritik öneme sahip ham maddeler, küresel enerji dönüşümünü ve dijital ekonomiyi yönlendiren teknolojilerin temelini oluşturuyor. 

    Ancak, bu hammaddeleri üreten bazı ülkeler ihracatı kısıtlamakta ve bu kısıtlamaların tarihsel olarak en yüksek seviyelere ulaştığı görülmekte. OECD'nin "Kritik hammaddeler: İhracat kısıtlamaları neden artıyor ve bu durum küresel tedarik zincirleri için ne anlama geliyor?" konulu makalesi, bu eğilimin nedenlerini, küresel tedarik zincirleri için ne anlama geldiğini ve politika yapıcıların bu konuda neler yapabileceğini inceliyor. 

    Nisan 07, 2026

    2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı - COP31 Ülkemizde Gerçekleştirilecek

    COP31 Türkiye’nin resmi web sitesi yayına açıldı. Antalya’da 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında yapılacak COP31, Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin iklim krizine yönelik eylemleri müzakere ettiği iklim zirvelerinin 31’incisi olacak. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek bu önemli buluşma; dünya liderlerini, bilim insanlarını, sivil toplumu ve özel sektörü aynı zeminde bir araya getirecek.  https://cop31.tr/

    Şubat 06, 2026

    Küresel Riskler Raporu 2026’dan İklim Notları

    Dünya Ekonomik Forumu Küresel Riskler Raporu 2026: Belirsizlik Çağında Diyalog İhtiyacı

    Dünya Ekonomik Forumu Küresel Riskler Raporu 2026, Küresel Risk Algısı Anketi’nin bulgularını ortaya koyarak, giderek artan küresel belirsizlik ortamında çok taraflı diyaloğun ve iş birliğinin önemini güçlü biçimde vurguluyor.

    Rapor, önümüzdeki dönemde küresel sistemi şekillendirmesi beklenen başlıca risk alanlarını beş temel başlık altında değerlendiriyor:

    • Jeopolitik riskler

    • Makroekonomik riskler

    • Çevresel riskler 

    • Toplumsal riskler 

    • Teknolojik riskler

    Küresel ölçekte çalkantılı bir on yılın ikinci yarısına odaklanan Raporda, karar vericilere mevcut krizler ile uzun vadeli öncelikler arasında denge kurmalarında rehberlik etmek amacıyla küresel riskleri üç zaman dilimi üzerinden ele alıyor: yakın dönem (2026), kısa ve orta vade (2028’e kadar) ve uzun vade (2036’ya kadar).

    Raporun birinci bölümü, dünya genelinde 1.300’ün üzerinde uzmanın katkısıyla gerçekleştirilen Küresel Risk Algısı Anketi’nin (GRPS) bulgularını sunarken; ikinci bölüm, seçilen altı tema çerçevesinde risklerin etkilerini ve aralarındaki karşılıklı bağlantıları derinlemesine analiz etmektedir. Bu çerçevede rapor, farklı zaman ufuklarında risk görünümünün nasıl değiştiğini karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktadır.

    Raporda vurgulanan zorlukların; jeopolitik şoklardan hızlı teknolojik değişime, iklim istikrarsızlığından toplumsal gerilimlere ve ekonomik risklere kadar uzanan geniş bir alanı kapsadığı belirtilmektedir. Bu zorlukların, hem karşı karşıya olunan potansiyel tehlikelerin ölçeğini ortaya koyduğu hem de bundan sonraki sürecin nasıl şekilleneceğine ilişkin ortak sorumluluğu görünür kıldığı ifade edilmektedir. 

    Raporda ayrıca, kuantum teknolojilerindeki hızlı ilerlemenin; iklim ve hava durumu modellemelerinin doğruluk ve hızının artırılmasından yeni ilaçların keşfine kadar uzanan alanlarda, toplumlar ve ekonomiler açısından önemli fırsatlar sunma potansiyeline sahip olduğu değerlendirilmektedir.

    Şubat 04, 2026

    Avrupa Birliği - Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması: Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma

    Avrupa Birliği ile Hindistan arasında şekillenen yeni anlaşma, yalnızca ticaret hacmini artırmayı hedefleyen klasik bir serbest ticaret anlaşması değil; aynı zamanda çevresel ve sosyal standartları merkeze alan bütüncül bir çerçeve sunuyor.

    Anlaşma, kapsamında yer alan Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma  bölümü; işçi haklarının korunması, kadınların güçlendirilmesi, ticaretle bağlantılı çevre ve iklim konularında diyalog ve iş birliği  için bir platform oluşturulması ve taahhütlerin etkin biçimde uygulanmasının güvence altına alınması gibi unsurları içeriyor. 

    Bu başlıklar, sürdürülebilirlik boyutunun anlaşmanın yapısal bir bileşeni olarak tasarlandığını gösteriyor.

    Bu yaklaşım, ticaret politikalarının artık yalnızca gümrük tarifeleri veya pazar erişimiyle sınırlı olmadığını; sosyal ve çevresel boyutları da içeren bir yönetişim aracına dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor.

    AB – Hindistan İklim Eylemi Platformu: 500 Milyon Avroluk Destek

    Taraflar ayrıca iklim eylemi alanında iş birliğini derinleştirmek amacıyla bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzalamayı planlıyor. Bu kapsamda kurulacak olan AB–Hindistan İklim Platformu, 2026 yılının ilk yarısında faaliyete geçecek.

    Platformun amacı:

    • Hindistan’ın sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarını desteklemek,

    • Uzun vadeli ve sürdürülebilir sanayi dönüşümünü hızlandırma çabalarına yardımcı olmak.

    Şubat 02, 2026

    Yeşil Beceriler ve Gençler İçin Yeni İş Fırsatları

    LinkedIn tarafından yayımlanan "Green Skills Report 2025" raporundan Temel Bulgular:

    🍀 Yeşil becerilere sahip çalışanların oranı, tüm ülkelerde yükselmeye devam ediyor. Bu yıl bu artış %4,3 seviyesinde.

    🍀 Daha da dikkat çekici olan ise, yeşil işe alımların %7,7 ile çok daha hızlı büyüyor olması.

    🍀Yeşil yeteneklere sahip kişilerin işe girme olasılığı, küresel ölçekte ortalama işe alım oranının %46,6 üzerinde.

    Ocak 08, 2026

    Yeşil Ekonomi: Dünyanın en hızlı büyüyen ikinci sektörü

    Dünya Ekonomik Forumu'ndan bir CEO Rehberi.

    Bir zamanlar niş bir alan olarak görülen Yeşil Ekonomi, dünya çapında endüstrileri, inovasyonu ve yatırım akışlarını şekillendiren 5 trilyon dolarlık bir pazar. Son on yılda, yalnızca teknoloji sektörünün gerisinde kalarak dünyanın en hızlı büyüyen ikinci sektörü oldu. 2030 yılına kadar yıllık %6 oranında büyüyerek 7 trilyon doları aşması bekleniyor.

    Enflasyon, ticaret aksamaları ve jeopolitik gerilimler nedeniyle kamuoyunun dikkati başka konulara kaymış olsa da, temel ivme yavaşlamadı. Teknoloji maliyetleri düşerken ve talep artarken, iklim ve dayanıklılık yatırımları için iş gerekçesi her zamankinden daha güçlü.

    Şimdiye kadar, emisyonları azaltmaya yönelik çözümler bu hızlı büyümeyi yönlendirdi ve ulaşım ve mobilite segmentleri, 2024 yılına kadar toplam yeşil gelir artışının üçte birini oluşturarak en büyük payı alıyor.

    Ancak 2030 yılına gelindiğinde, karbon ve metan yönetimi, tarım ve arazi kullanımı, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi ile ilgili yenilikçi çözümler en hızlı büyümeyi gösterecek (yıllık %10'un üzerinde).

    Aralık 20, 2025

    Sürdürülebilirlik ve Dış Ticaret Eğitimleri

    Türk Dış Ticaret Vakfı Sürekli Eğitim Merkezi -TDVSEM tarafından düzenlenen 2026 yılı DışTicaret Uzmanlık Eğitiminde Yeni Format!  
    Süre: 48 Saat | Yoğun – Uygulamalı – Güncel

    Bu programın 4 saatlik diliminde aşağıdaki konuları paylaşacağım.

    🌻Sürdürülebilirlik ve Dış Ticaret
    Sürdürülebilirlik, ESG ve Uyum Gerçeği

    🚴 Yeşil Dönüşüm ve Dış Ticaret 
    Sınırda Karbon Vergisi Gerçeği

    🌈 Yeşil Mutabakat ve Döngüsel Ekonomi  

    💚 Yeşil Dönüşümde Gençler ve Girişimler “Risk Mi, Fırsat Mı? Gençler ve Girişimciler İçin Yeşil Dönüşüm

    Kasım 04, 2025

    Şirketler Sürdürülebilirlik Bilgilerini Ne Kadar Paylaşıyor?

    Dünya genelinde borsada işlem gören 44 binden fazla şirket var ve bu şirketlerin toplam değeri 125 trilyon ABD doları seviyesinde. Bu şirketlerden kaçı çevresel ve sosyal etkileri konusunda açık, yani sürdürülebilirlik bilgilerini paylaşıyor?

    2024–2025 verilerine göre, yaklaşık 12 900 şirket sürdürülebilirlikle ilgili en az bir tür açıklama yapmış durumda. Bir şirketin bu kapsama girmesi için mutlaka tam kapsamlı bir sürdürülebilirlik raporu yayımlaması gerekmiyor; aşağıdakilerden biri yeterli sayılıyor:

    🌻Sürdürülebilirlik raporu yayımlamak

    🌻Sürdürülebilirlik verilerini içeren entegre yıllık rapor hazırlamak

    🌻Ölçülebilir veriler içeren bir kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) raporu sunmak

    🌻Sera gazı emisyonlarına (Kapsam 1, 2 veya 3) ilişkin tam ya da kısmi veri açıklamak


    Bu bilgi açıklamasını yapan şirketler, küresel piyasa değerinin %91’ini temsil ediyor. 

    Sadece özel şirketler değil, kamuya ait şirketler de bu dönüşümün parçası. Dünya genelinde halka açık 2 216 kamu iktisadi teşebbüsü (KİT) bulunuyor. 2024'te bunlardan sürdürülebilirlik bilgisi açıklayan 1395 şirket (%63’üküresel kamu şirketleri piyasa değerinin %95’ini temsil ediyor.